Muhteşemdi. Karakterler, espriler ve de P I X A R mühendisliği. Kesinlikle izlenisi.
Merakla beklenen son film. Yani güzeldi işte. Çok şey vermedi bana
Ağda bulunan bilgisayarlarınızı görebilir hatta bu bilgisayarlar arasında veri alışverişi yapabilirsiniz. Ancak ağınızda Macintosh işletim sistemine sahip bir bilgisayar bulunduğunda ne yapacaksınız? Ağda görüyor ancak Macintosh’a bağlanıp herhangi bir işlem yapamıyorsanız şu adımları uygulayabilirsiniz: Öncelikle başlat menüsünden çalıştır seçilir (Windows + R). Çalıştır penceresine secpol.msc yazıp “Tamam” denir. Bu sayede “Yerel Güvenlik İlkesi” kontrol panelinin açıldığını göreceksiniz. “Yerel Güvenlik İlkesi” kontrol paneli, Windows’un alt ağ yapısında oldukça gelişmiş ayarlar yapabileceğiniz ve bilginiz olmayan bölümlerini değiştirmemeniz gereken bir bölümdür. Kontrol panelinin sol tarafında “Yerel İlkeler”i anahtarı altında “Güvenlik Seçenekleri” çift tıklanır. Bu işlemi yaptıktan sonra sağ panelde karşınıza gelecek olan seçeneklerden “Ağ Güvenliği: LAN Manager kimlik doğrulama düzeyi”nin üzerine çift tıklanır. Menüden LM ve NTLM Gönder – anlaşma olduysa NTLMv2 oturumu güvenliğini kullan seçeneği işaretlenir. Artık Windows Vista’dan Mac’e kolayca bağlanabilirsiniz.
Gün gelir, önemli bir gün için üzerine şık birşeyler alman gerekir. Hep rahat hep spor giyindiğin içinde sana zulum gelir bu iş. Gidersin bir mağazaya dersin görevliye. Bana şu özel gün için birşeyler önersene? O da bulur gelir birşeyler. Giyersin gerçekten üzerine tam oturur. Çok da şık durur. Ama başkalarına göre. Sen bir türlü sevemezsin. Üstüne yakıştıramazsın. Bir türlü beğenmezsin. Sürekli kusurlar bulursun ama bilirsinki o kıyafet tamda olması gereken takım. Yani içine sinmez ama alırsın, giyersinde. O özel günde en beğenilenlerden de birisi olursun. Amacının sonucunu alırsın bir şekilde. Dünkü Galatasaray da insanda böyle bir his bıraktı. Doksan dakika boyunca birşeyler içime hiç sinmedi. Aslında onlarca kusurumuz vardı. Yani bir o kadar düzeltilecek yanımız. Ama sonuçta ne oldu? Üzerimize giydiğimiz takım çok yakıştı. 1-3 gibi bir skor oldu. İçimize sindi mi? Bilmiyorum?
Dünya atletizm fedarasyonu her yıl düzenli olarak yapılan dünya kros yarışmasını iki yılda bir yapılacak şekilde yeniden düzenlemiş. İyi de bunda ne var ki diyeceksiniz? Ama altında yatan neden çok ilginç. Yetkilinin açıklaması şöyle: ” Son 15 yıldır sürekli olarak yarışlarda sadece afrikalı atletlerin özelliklede doğu afrikalı atletlerin birinci oluyor olması, bu spora olan seyirci ilgisini dolayısıyla sponsor ilgisini azalttığı için bu kararı aldık. Yani bir beyaz ne yaparsa yapsın birinci olamadığı için kendi elimizle ticarete dönüştürdüğümüz sporu artık yönetemiyoruz.” Şimdi size soru-yorum. Bir ömür boyu açlık, sefalet ve de medeniyetten uzak yaşamak, bir ömür boyu siyah renkli yaşamak, bir ömür boyu hep 2. planda kalmaktan bu tür spor organizasyonları ile kurtulabilirken, hiçbir şirket para vermiyor diye vazgeçmek kime iyilik yapmaktır? Spor ruh ve de beden sağlı için vardır ve de yapılır. Dolayısıyla devletlerin, kurumların ya da organizasyonların ilk görevi bunun devamlılığını sağlamaktır. Değil mi?
Bu galibiyet bence hem eleme grubu hem de turnuva maçlarının en önemlisiydi. Tamamen taktik savaşı olacağı atılacak/kaçacak sayıların mumla aranacağı bir karşılaşma bekliyordum ve de böylede oldu. Çok kötülerde vardı takımımızda çok iyilerde. Ama her zaman olduğu gibi koskoca bir takım vardı dün gece. Ellerine geçen her fırsatı büyük bir disiplinle olumlu ya da olumsuz değerlendirmeye çalışan 12 dev adam. Şimdi artık fikstür taktiğine geldi sıra. Henüz işimiz bitmedi.
Bir başka güzel bir film. Artık gün gibi ortada olan ama kimselerin söylemeye cesaret edemediği gerçekler. Ancak bir gazeteci bunları konuşabilir. Büyük devletler aslında o kadar küçükler ki onları yöneten şirketlerin sadece küçük birer departmanları olmuşlar. Peki marsta hayat ararken burda adam asmanın alemi nedir?
Trailer